Haber Parolam

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Sağlık
  4. »
  5. Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Pandemisiyle Nasıl Başa Çıkılır?

Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Pandemisiyle Nasıl Başa Çıkılır?

Haber Parolam Haber Parolam -
53 0
dijital yorgunluk - Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Pandemisiyle Nasıl Başa Çıkılır?

Modern Hayatın Getirdiği Sessiz Salgın: Dijital Yorgunluk

Günümüzün hızlı tempolu dünyasında, birçok insan sürekli bir yorgunluk hissiyle mücadele ediyor. Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bu durumun artık bir toplum meselesi haline geldiğini vurguluyor. Dr. Yaşar’a göre, sürekli yorgunluk tek başına bir teşhis değil, modern yaşamın getirdiği baskıların bir sonucudur.

Dijital Dünyanın Yıpratıcı Etkisi

Gelişen teknoloji ve dijital dünyanın sunduğu sınırsız uyaranlar, bireyleri sürekli bir alarm durumunda tutuyor. Bildirimler, mesajlar, sosyal medyadaki ‘kusursuz’ hayatlar ve ‘geride kalma’ endişesi, ruh sağlığında dijital yorgunluk veya sosyal medya yorgunluğu olarak adlandırılan yeni bir tabloya yol açıyor. Bu durum, anksiyete, depresyon, tükenmişlik hissi ve dikkat eksikliğini tetikleyebiliyor.

Dr. Müge Yaşar, bu süreci şöyle açıklıyor: “Yoğun iş temposu, şehir yaşamı ve dijital uyarana maruz kalmak, insan beynini yüksek alarmda tutarak kronik strese neden oluyor. Bu da vücudun sempatik sinir sistemini sürekli aktive ederek kortizol ve adrenalin seviyelerini yükseltiyor. Bedenimiz sürekli bir ‘savaş ya da kaç’ modunda kalıyor.” Bu durum, literatürde ‘allostatik yük’ olarak adlandırılıyor ve vücudun kronik strese uyum sağlamaya çalışırken yıpranması anlamına geliyor.

Tükenmişlik Sendromu ve Dijital Çağın Etkileri

Dünya Sağlık Örgütü tarafından iş yaşamına özgü bir stres yanıtı olarak tanımlanan tükenmişlik sendromu (burn-out), modern dünyanın temposuna ayak uydurmakta zorlanan bireylerde daha sık görülüyor. Enerji tükenmesi, işle duygusal uzaklaşma ve mesleki verimlilikte azalma gibi belirtiler, bu sendromun habercisi olabiliyor.

Sosyal medya bağımlılığının artmasıyla birlikte anksiyete, depresyon, yorgunluk ve dikkat eksikliği gibi sorunların da arttığına dikkat çeken Dr. Yaşar, bu kavramların artık ciddi şekilde araştırıldığını belirtiyor. ‘Fear of Missing Out’ (FoMO) yani bir şeyleri kaçırma korkusu da bu dijital yorgunluğun önemli bir parçası haline gelmiş durumda.

Çözüm: Yavaşlamak, Durmak ve Dijital Detoks

Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sürekli yorgunluğun beden ve zihnin bir alarm sistemi olduğunu belirterek, çözümün yaşam ritmini yeniden ayarlamakta yattığını vurguluyor. Özellikle pandemi sonrası artan ekran süresi, uyku bozuklukları, hareketsizlik ve özgüven sorunlarına yol açabiliyor. Bu noktada ‘dijital hijyen’ ve ‘dijital detoks’ önerileri önem kazanıyor.

Dijital detoks, zaman yönetimi ve sınır koyma gibi davranışlar, yorgunluk ve tükenmişlik hissine iyi gelebiliyor. Dr. Yaşar, “Sınır koyma becerisi, tükenmişlikten korunmanın en önemli aracıdır. Başkalarının taleplerine veya iş yüküne ‘hayır’ diyebilmek, kişisel zamanı ve enerjiyi korur” diyor. Yatmadan bir saat önce ekranlardan uzak durmak, melatonin salgılanmasına yardımcı olarak uyku kalitesini artırabiliyor.

Anı Yaşamak ve Kendine Şefkat

Yorgunluk ve tükenmişlikten korunmanın bir diğer yolu ise farkındalık (mindfulness) ve nefes egzersizleri. Anı yaşamaya odaklanmak, zihnin geçmiş kaygıları veya gelecek endişeleri arasında dolaşmasını azaltıyor. Düzenli nefes egzersizleri, parasempatik sinir sistemini aktive ederek bedenin dinlenmesine yardımcı oluyor.

Anlam ve amaç katan aktivitelere zaman ayırmak, aile ve arkadaşlarla sosyalleşmek de yalnızlık ve tükenmişlik riskini azaltıyor. Dr. Yaşar, son olarak kendine karşı nazik olmanın ve hatalar karşısında kendini yargılamak yerine desteklemenin, mükemmeliyetçilikle mücadelede en etkili yol olduğunu belirtiyor.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir